Çamur Kaplıcaları - Banyosu - Çamurla Tedavi - Peloid Mineral Terapi






Özel Arama
Google Reklam
Genel Bilgiler
  • Ana Sayfa
  • Tarihçe
  • Nüfus
  • Sosyo Ekonomik Yapı
  • Sosyo Kültürel Yapı
  • Kültür Sanat
  • Arkeoloji Müzesi
  • Kuş Cenneti Milli Parkı
  • Festival
  • Seçim Sonuçları
  • Bandırma Resimleri
  • Bandırma Vapuru
  • Haberler
  • Son Dakika Haberleri
  • Gazeteler
  • Ulusal ve Yerel Gazeteler
  • Köşe Yazıları
  • Kent Haritası
  • Harita
  • Ulaşım
  • Ulaşım
  • Otobüs Seferleri
  • Tren Seferleri
  • İDO Seferleri
  • İDO Telefon Numaraları
  • İstanbullines Ro Ro Seferleri
  • Tramola Ro Ro Seferleri
  • ORSA Ro Ro Seferleri
  • Tekirdağ RoRo Seferleri
  • Önemli Telefon Numaraları
  • Resmi Kurumlar
  • Sağlık Kurumları
  • Okullar
  • Muhtarlar
  • Yerel Basın
  • Bankalar
  • Taksi Durakları
  • Bandırmaspor
  • Tarihi
  • Kuruluşu
  • Kulüp Başkanları
  • Teknik Direktörler
  • Maç Fikstürü
  • Resimleri
  • Turkcell Süper Lig Maç Fikstürü
  • Firmalar
  • AB Gıda
  • Bağfaş
  • Banvit
  • Bandırma Mermer Sanayi
  • Bandırma Limanı
  • Bozlar Piliç
  • ETİ Maden Bor ve Asit
  • Kocaman Balıkçılık
  • Şeker Piliç
  • Rotem
  • Gayrimenkul
  • Emlak
  • Müteahitlik Hizmetleri
  • Mortgage Kanunu
  • Emlak Vergisi Kanunu
  • Tapu Kanunu
  • Emlak Alırken Dikkat
  • Nakliye
  • Ambar
  • Evden Eve
  • Şehirlerarası Nakliyat
  • Şehiriçi Taşımacılık
  • Bandırma Nakliyeciler Sitesi
  • Reklam
    Günlük Altın Piyasası
    Döviz ve Altın Fiyatları
  • Günlük Altın Fiyatları
  • Günlük Döviz Fiyatları
  • Video Görüntüleri
  • Türkçe Olimpiyatları
  • Şeker Piliç Tanıtım Filmi
  • Canlı Yayın Tv
  • Canlı Tv Yayını - 24 Tv
  • Tv Net Canlı Tv Yayın
  • Habertürk Canlı Yayın
  • Yerel Ulusal ve Yabancı Tv.ler
  • Kütüphane
  • Şifalı ve Doğal Bitkiler
  • Şifalı Sular ve Kaplıcalar
  • Balıklı Kaplıca - Doktor Balıklar
  • Çamur Banyosu - Kaplıcaları
  • Müzikle Tedavi - Ruhsal Terapi
  • Taşlar - Bioenerji Taşları
  • İletişim
  • İletişim
  • Google Çeviri
    Bandırma Ezan Vakitleri
    Bandırma Nakliyat Ambarı
    Bandırma Nakliyat Ambarı
    AmbarTÜRK Naklıyat Ambarı
    Baharat ve Otların Faydaları
    Baharatların, Bitkilerin ve Şifalı Otların Faydaları
    Baharat ve Otların Faydaları
    Bandırma Haberleri
    Bandırma Son Dakika ve Güncel Haberleri
    Bandırma Haberleri
    Ege Ulaşım Taşımacılık
    Ege Ulaşım Taşımacılık ve Nakliyat Ambarı; İzmir, İstanbul, Gebze, Antalya, Ankara, Aydın, Denizli, Uşak, Konya, Manisa ve Ege Bölgesinden; Bandırma, Erdek, Gönen ve Manyas'a parsiyel yük ve nakliyat ambarı taşımacılığı.
    Ege Ulaşım Bandırma
    Günlük Basın - Manşetler

    Çamur Kaplıcaları - Banyosu - Çamurla Tedavi - Peloid Mineral Terapi
    Çamur Banyosu

    ÇAMUR TEDAVİSİ

    Temelde bir termoterapi (ısı tedavisi) olan peloidoterapinin etki mekanizmasında üç ana faktörün yer aldığı belirtiliyor: Termik, kimyasal ve hormonal etkiler.

    1-) Termik etki:

    Peloidler (çamurlar) spesifik ısı kapasitesi yüksek, ısı kondüktivitesi düşük olduğu ve konveksiyon pratik olarak sıfır kabul edildiği için ısıyı tutarlar ve bu nedenle çamur tedavisi termoterapi için idealdir.

    Çamur tedavisinde sıcak uygulama antiseptik ve analjezik bir etki yaratırken, organizmada oluşan hipertermi de metabolik faaliyeti ve kardiyak outputu yükseltir.

    Selye'nin hipofiz-sürrenal aks ile ilgili çalışmaları, peloid uygulamalarının bu sistemi stimule ettiğini düşündürmektedir. Ayrıca peloid etkisi ile konnektif doku ve damar sisteminin de hormonlara daha duyarlı hale gemesi söz konusu olabilir.

    2-) Kimyasal etki:

    Deriden absorblanan maddelerinin etkisidir. Değişik araştırmacılar çamur tedavisi ile doku harabiyetine yol açan hyaluronidaz aktivitesinde azalma gerçekleştiğini saptamışlardır.

    3-) Hormonal etki:

    Organik peloidler olan turbalarda bulunan östrojenöz maddelerin, özellikle bazı jinekolojik hastalıklarda olumlu sonuç alınmasına yol açtığı düşünülmektedir. Ayrıca turba östrojenleri, hyaluronidaz inhibitörleri oldukları için romatizmal hastalıklarda yararlı olabilmektedir.

    Çamur tedavisinin endikasyonları: (hastalığın akut fazında olmama koşuluyla)

    1- Romatizmal hastalıklar:

    -Romatoid artrit

    -Psöriatik artrit

    -Ankilozan spondilit

    -Omurga artrozu

    -Disk hernisi

    -Osteokondroz

    -Miyalji ve nevralji

    -Travma sekeli ödem

    -Kronik genital enfeksiyonlar

    2- Kadın hastalıkları:

    - Kronik genital enfeksiyonlar

    -Over yetersizlikleri

    -Uterus hipoplazisine bağlı kısırlık

    -Adet bozuklukları

    -Klimakterik (menapozal) yakınmalar

    -Post-operatif dönem

    -Vajinal ve servikal akıntılar

    3- Deri hastalıkları:

    -Egzema

    -Psöriasis

    -Toksik dermatid

    -Akne vulgaris

    Uygulama şekli:

    Çamur tedavisi genel ya da lokal uygulama şeklinde yapılabilir. Uygulama hasta açken ve sabah saatlerinde yapılmalıdır.

    Tam banyo kürlerinde kural dozun hem süre, hem sıcaklık yönünden yavaş yavaş arttırılmasıdır. Örneğin jinekolojik hastalıklarda 12 dakika ve 35 santigrat derece sıcaklıkla başlanır. Her seferinde 2 dakika ve 1 santigrad derece arttırılarak 20 dakika ve 39-42 santigrad dereceye ulaşılır.

    Çamur tedavisi haftada 2-3 banyo ve toplam 10-15 banyo uygulaması şeklinde gerçekleştirilir.

    Türkiye'deki peloidoterapi merkezleri:

    * Afyon - Sandıklı

    * Aydın - Gemencik

    * Balıkesir - Kepekler

    * Çanakkale - Kestanbolu

    * Denizli - Gölemez

    * İzmir - Dikili

    * Seferihisar - Karakoç

    * Kütahya - Gediz, Yoncalı, Simav
    Dalyan Çamur Banyosu- Sizi 10 yıl gençleştirir
    Dalyan Çamur Banyosu- Sizi 10 yıl gençleştirir

    Dalyan Çamur Banyosu- Sizi 10 yıl gençleştirir

    DALYAN'daki çamur banyolarında ve kaplıcada bu arzunuzu biraz olsun gerçekleştirebilirsiniz.

    Dalyan'daki kaplıca suları kaynağında 39 derece sıcaklıkta olup, bu kükürtlü sular, klörür, sodyum, hidrojensülfür, florür ve radyoaktif radon gazı içermektedir. Dalyan'ın kaplıcaları, geçmişte sadece yöre halkına şifa dağıtıyordu. İnsanlar çadır kurup, günlerce kür alıyordu. Bu suların, başta metabolizma, sinir, romatizma, siyatik, kadın ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva olduğuna inanılıyordu. Ameliyat olanlar da nekahat döneminde bu sulardan yararlanıyordu.

    Bu sulardan Gelgirme Kaplıcası, 1990'lı yıllarda yeniden düzenlendi ve "Güzellik Çamuru" olarak ünlendi. Çamur banyosu, günümüzde eğlence kaynağı haline geldi. Burada 2 noktadan sıcak su çıkmaktadır. Bunlardan biri çamur banyosu halindedir. Saniyede 20 litre debisi olan diğer su küçük bir havuz halindedir. Çamura bulanan insanlar, canlı birer heykel haline geliyorlar ve birbirlerinin fotoğraflarını çekerek eğleniyorlar. Sürülen çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Duşlarda çamur temizlendikten sonra diğer kaplıca kavuzuna giriliyor. Burada 30 dakika kalmanın yararlı olduğu söyleniyor.

    Rıza Çavuş Girmesi ise tarlaların arasında doğal halindedir. Yöre halkı daha çok Rıza Çavuş Girmesinden yararlanmaktadır. Bu kaplıca daha çok kalabalıktan hoşlanmayan ve daha çok şifa arayanların tercih ettiği bir yerdir. Burada kaplıca suyunun göl suyuna karıştığı yerden doğal çamur çıkarabilirsiniz.
    Sultaniye Kaplıcaları
    Sultaniye Kaplıcaları

    Sultaniye Kaplıcaları

    Köyceğiz Gölü'nün güneybatısındaki Ölemez Dağı'nın eteğinde bulunan Sultaniye Kaplıcaları M.Ö. 100 yıllarında Kaunoslular tarafından işletilmiştir. Daha sonra Bizanslılar zamanında yeni eklemelerle genişletilen bu tarihi kaplıcanın kalıntıları bugün gölün içinde kalmıştır. Romatizma, nefrit, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları, böbrek ve idrar yolları hastalıkları için önerilmektedir. Köyceğiz´ den kısa bir karayolu yolculuğu ile ulaşılabildiği gibi, gölden motorla gitme keyfide yaşanabilir. Sultaniye kaplıcaları tarihi bir değere sahip. M.Ö. 8. yüzyıldan bu yana, Romalılar, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar zamanında şifa kaynağı olarak ün kazanan Sultaniye, özellikle yazın yerli-yabancı turistlerin, kışın da yöre halkının ziyaret edip şifa aradığı bir ılıca. 1968'de inşa edilip geçen yıl restore edilen kubbeli hamam şeklinde bir kapalı havuzu ve bir açıkhava havuzu bulunan Sultaniye'de yeme-içme mekanı, soyunma kabinleri, duşlar, tuvaletler ve yöre halkının kullandığı konaklama odaları da bulunuyor. Buradaki ılıcaların suyu kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içeriyor. Su sıcaklığı 39-42 derece, radyoaktivite 57.2, pH değeri 6 - 8.7 arasında değişiyor. İçme kaynaklarının sıcaklığı ise 28 derece, radyoaktivite 93.23, pH derecesi ise 7. Kaplıca sularında düzenli olarak yapılan banyolar; lumbago, siyatik, nefrit, ruhsal ve bedensel yorgunluklar, cilt ve kadın hastalıkları başta olmak üzere 36 çeşit hastalığa iyi geliyor. içme suları ise karaciğer, safra yolları, bağırsak ve mide hastalıklarına cevap veriyor Sultaniye'ye Dalyan'dan tekne ile ve karayoluyla ulaşmak mümkün. Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, Türk turizminin odak noktası konumundaki Muğla ve yöresi kaplıca ve çamur banyolarıyla da turizme katkı sağlıyor. Çevresini kaplayan yemyeşil ormanlarıyla, yöreye gelenlere huzur veren Köyceğiz Gölü ve kaya mezarları ve Caretta Caretta cinsi kaplumbağalarıyla ünlü Dalyan Kanalı çamur banyolarıyla alternatif turizme çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Yılda, yaklaşık 300 bin yabancı turistin ziyaret ettiği Dalyan'da kan dolaşımını hızlandırdığı, çeşitli cilt hastalıklarının ve mafsal romatizmasının tedavisine iyi geldiği uzmanlarca belirtilen Rıza Çavuş Çamur Banyoları ülkemizde son günlerde hareket kazanan turizm sektörüne paralel olarak, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. Çamur Banyolarında incelemelerde bulunan Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu, Köyceğiz Gölü'nün ve Dalyan Kanalı'nın ülkemizin doğa harikalarından olduğunu, tüm kişi ve kuruluşların bu güzelliklere sahip çıkmaları gerektiğini söyledi. Muğla'da mev-cut plaj ve yat turizmine, kaplıca turizmini de eklemeyi planladıklarını belirten Vali Yiğenoğlu, yöredeki kaplıcaların, modern tesislere kavuşturulması ve hijyenik koşulların sağlanmasıyla, bu gibi yerlerde yılda yaklaşık 120 bin kişinin şifa bulabileceğini kaydetti. Turizmci ve çamur banyoları işletmecisi İrfan Tezbiner de, 'yaz kış 39 derecedeki kaplıcalarda, 14 günlük periyodik tedaviden yararlananların bir çok rahatsızlığından arınarak, ülkelerine döndüklerini' söyledi. Bölgede, eskiden 40 adet Girme adı verilen kaplıca bulunduğunu belirten İşletmeci Tezbiner, bugün yörede halen Gel Girme, Rıza Çavuş Girmesi, Sultaniye Girmesi ve Delibey Girmesi olmak üzere 4 kaplıcanın bulunduğunu kaydetti. Dalyan'a denizden teknelerle ve kara yoluyla gelen yerli ve yabancı turistler, yaklaşık 10 dakikalık bir tekne yolculuğundan sonra çamur banyolarına ulaşabiliyor
    Balıkesir İli Çamur Kaplıcaları ve Banyoları
    Balıkesir İli Çamur Kaplıcaları ve Banyoları

    Balıkesir İli Çamur Kaplıcaları ve Banyoları

    Balıkesir, kaplıcaları, içmeleri, çamur banyoları, kum banyoları, maden sulan ve doğal kaynak sularıyla en zengin illerimizden biridir. Aynı zamanda Türkiye’nin en seçkin tu¬rizm yörelerine de sahiptir. İlde mevcut yeraltı ve yerüstü su¬ları, birbirinden güzel ve birbirinden şifalı 60 kadar kaynağı oluşturur. Bu sular hemen hemen bütün ilçelere dağılmış du¬rumdadır.

    Balıkesir’in şifalı su kaynaklan bakımından en fakir ilçe¬si Bandırma’dır. Bandırma-Edincik yolunun güneyinde yera-ian ve Acı Su diye anılan tek kaynak, içme olarak kullanıl¬makta ve mide, bağırsak hastalıklarının tedavisinde; karaci¬ğer ve safra yolları fonksiyonlarının düzeltilmesinde yararlı olmaktadır.
    Dursunbey ilçesinde ise Kösemdede Kaplıcası’nın ya¬nı sıra iki şifalı kaynak daha bulunmaktadır ki, bunlar;

    Sarı Su Kaplıcası: Dursunbey’in doğusundadır. Deri ve iç hastalıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

    Suçıktı İçmesi: Suçıktı; ilçe yakınlarında sık ağaçlı ve eşsiz manzaralı çavlanlarla dolu bir mesire yeridir. Burada bulunan içme; mide ve bağırsak hastalıklarını tedavi eder, or¬ganların faaliyetini hızlandırır.

    Balıkesir’in küçük ilçelerinden İvrindi’de ise, değişik hastalıklara iyi gelen Korum Ihcası’ndan başka, ilçe merke¬zine 3 kilometre uzaklıkta İvrindi Kaplıcası da bulunmakta¬dır. Kaplıcanın suyu birçok hastalık için şifa kaynağıdır.

    Yine Balıkesir’in güzel ilçelerinden olup, 72.5 kilomet¬relik sahil şeridi ve 117.18 kilometrekarelik yüzölçümüyle Marmara Adası, mide ve böbrek rahatsızlıklarına yararlı olan Altın Suyu ile tanınmıştır. Şifalı suyun kaynağı ilçe merkezi yakınındadır.

    Kuş cennetiyle ünlü Manyas ilçesinde ilk akla gelen şi¬falı su kaynağı, modern olanakların sunulduğu Serpin Ter¬mal Tesisleri’dir. Bandırma-Balıkesir yolunun 25’inci kilo: metresinde, Aksakal beldesinden ayrılan bir yol 20 kilometre sonra sizi tesislere ulaştırır.

    Serpin Termal Tesisleri’nin, kas ve mide hastalıklarının yanı sıra kilo vermek isteyenler tarafından da tercih edilen suyu, 53°C’lik sıcaklığıyla diğer termal kaynaklardan ayrılır. Şeker hastalığı, mide, böbrek ve romatizmal hastalıklar, bel, boyun ve sırt rahatsızlıklarının tedavisinde çok etkin sonuç¬lar verir. Yüksek sıcaklığına karşın rahatlıkla girilebilen sula¬rı, kalp ve damar hastalıklarına tavsiye edilmektedir. En bü¬yük özelliği ise; hiçbir katkı yapılmadan ve yapay yöntemler uygulanmadan kullanılabilen suyunun egzama, kapanmayan yaralar, sedef hastalığı, cilt kırışıklıkları, sivilceler gibi birçok elit hastalığını tedavi etmesi ve cildi yumuşatmasıdır. Diğer taraftan, tesisteki ayrı bir kaynaktan çıkan 32°C sıcaklıktaki bir su, içilebilen ender sular arasında yer alır. Kükürt oranı düşük, nitrit oranı ise sıfır olan bu su içildiğinde; mide, böb¬rek ve sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlamak¬ta, şeker, kolesterol ve tansiyonu düzenlemektedir.

    Tesisin farklı bölümlerinde kullanılmak üzere, yerine göre 70-90°C’ye yükseltilen termal suların normal kaynak sı¬caklığı 53°C’dir ve daha önce de söylediğimiz gibi, banyo te¬davisi sırasında bu suya herhangi bir müdahalede bulunul¬madan girilebilmektedir.

    Serpin Termal Tesisleri’nde kilo vermeye yönelik pek çok uygulama vardır. Örneğin ‘Tanita Body Composition’ adlı cihaz yardımıyla metabolizma ölçümleri yapılarak vücuttaki kas, kemik, yağ ve su değerleri bulunmakta, bundan sonra termal suyun içilmesiyle metabolizmanın daha iyi çalışması sağlanmaktadır. Kaplıca suyuna girildiğinde, vücut gözenek¬leri açılmakta, terleme yoluyla da toksin ve zararlı maddeler dışarı atılmaktadır. Kaplıca suyunun metabolizmaya yaptığı olumlu etki sayesinde böbrekler daha rahat çalışmakta ve ay¬ni zararlı maddeler bu kez idrar yoluyla dışarı atılmaktadır. ‘Termo-ter’ cihazıyla vücuda özel bir çamur sürmek ve ban-dajlamak yoluyla vücut ısısı arttırılmakta, bu şekilde yağlı noktaların inceltilmesiyle toksin ve yağların atılmasına yar¬dımcı olunmaktadır. Sellülit ve lokal yağlanma tedavilerinde kullanılan özel cihazlar sayesinde, deniz yosununun kullanıl¬dığı banyo kürleri sonunda birkaç beden incelme sağlanmak¬tadır. Pasif jimnastik parkurunda, estetik uzmanlarınca sel-101 itli dokular takip edilmekte ve azaltılmasına çalışılmakta¬dır. Tüm bu işlemlerin yanı sıra, hareket, yürüyüş, yüzme ve aletli jimnastik etkinlikleri konukların istifadesine sunulur¬ken, ziyaretçilere, kişiye özel diyet uygulamalarıyla da farklı bir anlayışla hizmet edilmektedir.

    Serpin Termal Tesisleri; iki ve üç katlı suit apartlardan oluşmakta ve 15’er günlük devreler halinde, aylık ve mevsim¬lik devre mülk sistemiyle kiraya verilmektedir. Bu şekilde, in¬sanların şifalı suyun nimetlerinden ömür boyu yararlanmala¬rının sağlandığını söylemek mümkündür.

    İlçedeki bir diğer şifalı kaynak da, ilçe merkezine 4 ki¬lometre uzaklıktaki Manyas Ilıcası’dır. Bu ılıcada şifalı su kumdan kaynar. Bu nedenle ‘Manyas Kum Ilıcası’ diye de anı¬lır. Basit tesislerin yer aldığı ılıcadan banyo uygulaması yo¬luyla şifa aranır. Suyu cilt hastalıklarına yararlıdır.

    Hamam Kaplıcası: Manyas’ın batısında, Çıngırlı kö-yündedir. Cilt hastalıklarına iyi gelen bir suyu vardır.

    Balıkesir’in önemli ilçelerinden Susurluk ise, tam bir şi¬falı su cennetidir. Buradaki içme ve kaplıcalar sayılmakla bit¬mez. Başlıcaları şunlardır:

    Ekşi Su: Susurluk’un güneydoğusundadır. Mide rahat¬sızlıklarına iyi gelen bir içmedir.

    Gökçedere Kaplıcası: İlçe merkezinin 12 kilometre güneybatısında, Gökçedere köyündedir. Sodalı, oligometalik maden suları kapsamındadır. Banyo tedavisi; kadın ve roma-tizmal hastalıklara iyi gelir. İçimi halinde ise, mide ve bağır¬sak rahatsızlıklarını giderir.

    Acıcasu İçmesi: Susurluk yakınlarındadır. Sodalı so¬ğuk maden suyudur. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi ge¬lir.

    Acı Su: Susurluk’un 10 kilometre kuzeyinde, Dere-köy’dedir. Karbondioksit oranı yüksek bir sudur. Bu özelliğin¬den dolayı, mide ve bağırsaklara yararlı olduğu gibi, karaci¬ğer rahatsızlıklarını gidermek, safra yollarının düzgün çalış¬masını sağlamak gibi özelliklere de sahiptir. Ayrıca, solunum yolları üzerinde, kalp-damar hastalıklarında tedavi edici etki¬si vardır.

    Dağ Kaplıcası: İlçe merkezinin güneydoğusunda, Ça-talbatan bölgesindedir. Mide rahatsızlıklarını gideren, cilt hastalıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

    Çamur Kaplıcası: Şifa arayan hastalarla dolup taşan bir kaplıcadır. Kaplıcanın kaynak suyu ve bu suyla oluşan şi¬falı çamuru, özellikle romatizmal hastalıklarda ve eklem ağ¬rılarının giderilmesinde yararlıdır.

    Yıldızköy Kaplıcası: Susurluk’un 9 kilometre güneyin¬de, Yıldızköy’dedir. Balıkesir karayolundan Ömerköy’de ayrı¬lan ve Demirkapı-Babaköy üzerinden ulaşılan bir yolla gidilir. Kaplıca köyün kuzeyine düşer. ‘Yıldız Dağ Kaplıcası’ da denir. Suyu; sülfatlı ‘acı’ ve sodalı sıcak maden suları grubuna dahil¬dir. Banyo tedavisi; başta nevralji olmak üzere sinir hastalık¬ları ve kalp-damar hastalıkları üzerinde etkilidir. Ayrıca, mi¬de, bağırsak, karaciğer, safra kesesi rahatsızlıklarında, bes¬lenme bozukluklarında yararlı bir sudur. Suyun sıcak olması, romatizmalı hastalar üzerinde rahatlatıcı bir etki yaratır.

    Kepekler Kaplıcası ve Çamur Suyu: Susurluk ilçesi¬nin 20 kilometre kuzeyinde, Göbel bucağına bağlı, eski adı Kepekler olan Ilıcaoba köyündedir. İlçenin en önemli şifalı su kaynaklarından birisidir. Kaplıca alanında Cenevizlilerden kalma eski yıkıntıların bulunması, kaplıcanın ilk kez Ceneviz¬liler tarafından işletildiği kanısını uyandırmaktadır.

    Kepekler Kaplıcası ve Çamur Suyu; madeni az ılıca ve içmeler grubuna dahildir. Kaplıca hamamında kullanılan şifa¬lı su; sodyum bikarbonattı, klorürlü ve radonludur. Bu suyun çıktığı yer ‘Açık Kaynak’ diye anılır. Temperatürü 62°C, pH de¬ğeri 6.52, radyoaktivitesi ise 5438 Pci/lt=54 emandır. Çamur Suyu ise ayrı bir kaynaktan çıkar. Temperatürü 41-52°C, pH değeri 7.1, radyoaktivitesi 20 emandır. Yüksek ısı ve içerdik¬leri bol miktardaki radyoaktif gaz emanasyonuyla dış uygula¬malarda değerlendirilmesi gereken kıymetli bir sudur.

    Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit, polinevrit, felçler ve ankilozlar ile kadın hastalıklarında, çamur tedavisi ise; bütün romatizma çeşitleri, nevralji, nevrit, polinevrit, ço¬cuk felçleri, kırık-çıkıklardan sonraki hareketsizliklerde, art-ritli hastalarda ve kadın hastalıklarında tavsiye edilmektedir.

    Kepekler kaynak suyu; radyoaktif, çok sıcak ve litrede 2 gram kadar mineralizasyon içeren tuzlu bikarbonatlı, kalevi bir maden suyudur. Dış uygulamalar yoluyla kullanıldığında, suyun sıcaklığı ve radyoaktivitesi etkin unsur olarak dikkati çeker. Bilhassa bol radyoaktif emanasyonlar, üst solunum yollarından organizmaya girerek iç salgı bezleri üzerinde uzun zaman sürecek kalıcı bir etki gösterirler. Kanda birikmiş ürik asit miktarı üzerinde etkili olacağından, gutlu hastaların sükûn devresinde ‘iki kriz arasında’ tavsiye edilebilir. Radyo¬aktivitenin ve sıcaklığın aynı zamanda ağrı dindirici tesirleri bilinmektedir. Şu halde, romatizmal sendromlarda, kırık se-kellerinde ve lokomotör sistem üzerinde yapılan cerrahi mü¬dahalelerden sonra görülen ağrılı hareket güçlüklerinde, ke-. za kronik ağrılı iltihaplı kadın hastalıklarında ve yine kronik ağrılı bazı kalın bağırsak sendromlarında önerilmesi gereken bir sudur. Bu suların ilginç bir yanı da, çamur uygulamaları¬na elverişli olmasıdır. Su ve çamur banyosu bir arada yapıla¬bilmektedir. Hafif sodyum klorürlü bir suyla oluşan ve ‘Moor’ türüne yakın olan çamurun gerçek bileşimi ve içerdiği orga¬nik ve inorganik maddelerin zenginliği hakkında detaylı bir bilgimiz bulunmamakla birlikte, çamurda kuvvetli bir radyo¬aktif oranı olduğu kesindir. Şu halde, birçok ağrılı hastalıklar¬da, bazen genel banyo tarzında, bazen de daha geniş lokal uygulamalar halinde bu unsurdan istifade etmek düşünülebi¬lir. Çamurlar ısıyı çok daha uzun süre taşırlar. Aynı zamanda, içlerinde bulunan organik maddelerden bazılarında ostrejen ‘hormonal’ etki görülür. Bu maddeler deri aracılığıyla vücuda geçebildiklerinden hormonal etki gayet açık olarak dikkati çeker. Radyoaktivite, bir yandan organizmada iç salgı siste¬mini uyarırken, diğer taraftan çamurun bileşiminde oluşan hormonlar deriden geçmek suretiyle bir ilaç etkisi gösterirler.

    Kaplıcada, genel tedavi havuzlarıyla birlikte, çamur banyolarının rahatlıkla yapılması için etrafı çevrili küçük ha¬vuzlar da bulunmaktadır. Konaklama için, yatak kapasitesi 200’ü geçen bir otel ve yardımcı sosyal tesisler vardır. Ayrı¬ca, tek kişilik barakalarda ve sezon boyunca kurulan çadırlar¬da da kalmak mümkündür.

    Ömerköy Kaplıcası: Susurluk’un 15 kilometre güney¬batısında, Ömerköy’dedir. Köyün kuzey yönünde, 2 kilomet¬re uzaklıktadır. Buraya, karayolunun yanı sıra demiryoluyla da ulaşma olanakları mevcuttur.

    Sodyum sülfat ve kalsiyum bikarbonat içeren madeni az bir sudur. Temperatürü 31.5°C, radyoaktivitesi 75 eman, pH değeri 6.67’dir. Banyo tedavisinden; ruhsal yorgunluğu olanlar, nekahat dönemi geçirenler, sinirli nevrastenik kimse¬ler faydalanırlar. Şifalı suyun radyoaktivitesi yüksek oldu¬ğundan, özellikle sinir sistemi üzerindeki etkisi önemlidir. Tıbbi ve teknik özellikleri Kepekler Ilıcası ile benzerlik göste¬rir.
    Ömerköy Kaplıcası’nın tedavi kısmı; bir genel havuz ile sıra banyolardan ibarettir. Sosyal tesisleri yeterli düzeydedir. Ayrıca, pansiyon olarak kullanılan tek odalı küçük evler var¬dır. Yazın halk, genellikle çadır kurmak suretiyle kaplıcadan yararlanmayı tercih eder. Anadolu’nun birçok yöresinde oldu¬ğu gibi, bu tür tesisleşmemiş kaplıcalardan ancak yörenin in¬sanı yararlanmaktadır.

    Balıkesir’in küçük Balya ilçesinde de şu kaplıcalar yer almaktadır.

    Ilıca Kaplıcası ve Kum Banyosu: Balya’nın İlıca buca¬ğında bulunur. Balıkesir’den 35 kilometre uzaklıkta olan kap¬lıcanın tesisleri ve her türlü sosyal olanağı mevcuttur. Kaplı¬ca suyunun sıcaklığı 59-61°C’dir. Burada, su banyosunun ya¬nı sıra kum banyosu da yapılır. Kum banyosu; romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlıdır.

    İlıca Kaplıcası’nda, birçok hastalığa deva aranmakta olup, suyunun özellikle yatıştırıcı etkisi vardır. Deri hastalık¬larında da yararlı olmaktadır. Bölgede iç turizmin giderek canlandığı açıkça dikkati çekmektedir. Konaklama için ayrıca iki yıldızlı Turistik Şifa Otelimden de yararlanmak müm¬kündür, tam bir termal tesis gibi çalışan otelde, 60 odada 120 yatakla hizmet verilmektedir.

    Hozluca Ilıcası: Balya ilçesinde, Ilıca Kaplıcası’nın ya¬kınlarındadır. Suyu, romatizma ve deri hastalıklarına iyi gel¬mektedir.

    Hisar Ilıcası: Yörede bulunan üçüncü kaplıcadır. Bu da Ilıca Kaplıcası’nın yakın çevresindedir. Diğer kaplıcalarla ben¬zer özellikler gösterir.

    Armutalan Dağ Ilıcası: Balya ilçe hudutları dahilinde olup, Armutalan köyünün 1.5 kilometre güneyindedir. Ilıcaya Susurluk yolunun 12’inci kilometresinden ayrılan 32 kilomet¬relik bir yolla ulaşılmaktadır. Balya’ya ise 25 kilometre uzak¬lıktadır. ‘Balya Dağ İlıcası’ diye de anılır.

    Bu ılıcada da iki kaynak bulunmaktadır. Kaynaklardan biri, kadınlar tarafından hem yıkanmak, hem de çamaşır yıkamak amacıyla kullanılır. İkinci kaynak ise asıl suyu teşkil eder. Bu sü; sodyum sülfatlı, klorürlü, radonlu, oligo-metalik bir sudur. Çamaşır suyunda ise radon bulunmaz.

    Ilıca suyunun temperatürü 61.5°C, pH değeri 7.86, rad¬yoaktivitesi 11 emandır. Banyo tedavisiyle; romatizma, nev¬ralji, nevrit ve kadın hastalıkları şifa bulur. Bu su içmeye el¬verişli değildir. Ancak, içildiğinde hafif yumuşaklık verir ve diüretik etki gösterir. Kadınlar, daha çok çamaşır suyunu ter¬cih ederler. Çamaşır suyu, üstü kapalı, çamaşırlık tipi bir yer¬dir. Kadınlar burada hem çamaşır yıkamakta, hem de yıkan¬maktadırlar. Çamaşır suyunun debisi çok yüksektir.

    İki adet tedavi havuzunun bulunduğu Armutalan Dağ Ilıcası’nın henüz modern bir tesise kavuştuğunu söylemek mümkün değildir. Kür yapanlar, ya köy odalarında, ya da kap¬lıcanın çevresinde yine köylüler tarafından yapılmış basit ev¬lerde kalırlar. Çevrede sadece kahve ve lokanta türü birkaç iş¬letme bulunmaktadır.

    Balıkesir’in turistik ilçelerinden Erdek, aynı zamanda sahile 200 metre uzaklıkta bulunan Zeytinli Adası’ndaki Zey-tinliada Kaplıcası ve İçmesi ile de tanınmıştır. Adaya, li¬mandan kalkan motorlarla ulaşmak mümkündür.

    ‘Zeytinli Kaplıcası’ ya da ‘Zeytinliada Şifalı Suyu’ olarak da bilinen bu suyun, ısı derecesinin düşük olmasına rağmen, hem kaplıca olarak istifadesi yoluna gidilmiş, hem de içme olarak kullanılmıştır.

    Çevresinde tarihi yıkıntıların bulunduğu iki mağaradan kaynayan sulardan biri içme, diğeri de banyo amaçlı kullanıl¬maktadır. Mağaraların civarında sızıntı halinde ufak kaynak¬lara da rastlanılan kaplıcanın ‘ayazma’ denilen bölümündeki su içme olarak tanınmış olup, eskiden şişelerle memleket dı¬şına bile yollanırmış. Diğer mağarada ise, ‘Mermer Hamam’ tabir edilen bölüme, doğal mermer kayalar arasından birkaç basamak merdivenle inilmektedir. Litresinde 17 gram sod¬yum klorür ile 3.5 gram sodyum sülfat bulunan bu su banyo yapımında kullanılmakta ve mağaranın ortasında banyo için kullanılan bir havuz bulunmaktadır.

    Suyun temperatürü 23°C, radyoaktivitesi 0.4 emandır. Banyo tedavisi; travmatik nedenlere bağlı kaynaması gecik¬miş kırıklar, kemik sisteminin bazı hastalıkları, iş kazaları ya¬ralanmaları ve kadınların genital organlarındaki kronik ilti¬haplanmalara yararlıdır. Çok tuzlu olan bu sular, içildiğinde müshil etkisi yapar ve bu nedenle bağırsak hastalıkları, kara¬ciğer ve safra yolları rahatsızlıklarına tavsiye edilir.

    Erdek ilçesinin Kapıdağ Yarımadası’ndaki Aşağı Yapıcı köyünde bulunan bir başka kaynak suyu da, Şeker Su adı al¬tında 1998 tarihinden bu yana üretilmekte ve ülke çapında pazarlanarak toplumun hizmetine sunulmaktadır. Sertlik de¬recesi 6.5 olan bu doğal su, içimi güzel, lezzetli bir sudur.

    Erdek ilçesi, aynı zamanda turistik bir sahil yöresi oldu¬ğundan gerek konaklama, gerekse diğer sosyal ihtiyaçlar için yeterli sayıda tesise ev sahipliği yapmaktadır. Bu konularda her türlü bilgi Erdek Turizm Danışma Bürosu’ndan alınabilir.

    Balıkesir’in olduğu kadar Türkiye’nin de en güzel turis¬tik köşelerinden birini teşkil eden Edremit ilçesi ise, belki de şifalı kaynak sularının en çok bulunduğu ender ilçelerimiz¬den biridir. Edremit Körfezi’ni çevreleyen ve Ayvalık’a kadar uzanan alanda çok sayıda kaplıca ve içme yer almaktadır. Her biri ayrı birer şifa kaynağı olan bu suları sırayla inceleyecek olursak;

    Karaağaç Kaplıcası: Burhaniye beldesine bağlı Kara¬ağaç köyü yakınlarındadır. İçe merkezine 16 kilometre uzak¬lıktadır. Ilıca özelliğinde olan kaplıca suyunun banyo olarak kullanılması halinde; başta uyuz olmak üzere deri hastalıkla¬rına iyi geldiği bilinmektedir. Solunum yolları hastalıklarında da yararlı bir sudur.

    Pelitköy Kaplıcası ve İçmesi: Burhaniye’nin 7 kilo¬metre güneybatısında, Pelitköy’dedir. Gerek kaplıca ve gerek¬se içme olarak kullanılan bu şifalı su, bağırsak rahatsızlıkla¬rına, safra kesesi, safra yolları ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Buradan, Karaağaç Kaplıcası’na geçmek olanağı da vardır.

    Dutluca Köyü İçmesi: Aynı yörede bulunan Dutluca köyünde kaynayan bir maden suyudur. Benzer endikasyon özellikleri bulunan su, sadece içme olarak kullanılmaktadır.

    Rifat Efedi Kaplıcası: Edremit’in 3 kilometre güneyin¬deki Bostancı köyüne giden yol üzerindedir. Romatizma ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

    Bostancı Kaplıcası ve Çamur Banyosu: İlçe merkezi¬nin 3 kilometre güneyinde, Bostancı köyünün batısındadır. ‘Eski Kaplıca’ diye de anılmaktadır.

    500 metrekareden fazla yer tutan bir alanda, yer yer ha¬fif sodyum klorür içeren ve 52-65°C sıcaklıkta oluşan tıbbi ve doğal çamur, ünlü ‘Moor’ çamurunun tam özelliklerine sahip¬tir. Kaplıca suyuyla birlikte yapılan çamur banyosu, başta ro¬matizma ve kadın hastalıkları olmak üzere, nevralji ve nevrit gibi sinir hastalıklarına iyi gelmektedir.

    Derman Kaplıcası: Edremit ilçesine bağlı Bostancı kö yündedir. Havran ilçesine 4 kilometre uzaklıktadır. Eski Kap lıca, yani Bostancı Kaplıcasının yerinde 1936 yılında inşa edi¬len tesislerde faaliyete geçirilen kaplıca, Derman Kaplıcası di¬ye anılmaya başlanmıştır. Kaplıcanın denizden yüksekliği, sa¬dece 5 metre, temperatürü 56°C, pH değeri 7.6, radyoaktivi¬tesi 11.5 emandır. Madeni az ılıca ve içmeler grubunda değ¬erlendirilen suyu, sodyum sülfürlü oligometalik bir sudur. Banyo- tedavisi; romatizmalılar, artrit, filebit sekelleri ve ka¬dın hastalıklarına önerilir. Gut ve şişmanlığa da iyi gelmekte¬dir.

    Kaplıcada, bir adet genel tedavi havuzu ile sekiz adet özel banyo yer almaktadır. Çeşitli sosyal tesisleri bulunan kaplıcada, ayrıca 40 yataklı bir otel de hizmet vermektedir. Sezon süresince kamp alanına çadır kurmak da mümkündür.

    Hotel Kuğu Termal Kaplıca: Edremit yöresinin şifalı su kaynaklarından yararlanarak sağlık hizmeti sunmak üzere faaliyete geçirilen Hotel Kuğu; konaklamanın yanı sıra müşte¬rilere termal hizmet veren bir tesistir. Şifalı suyun sıcaklığı 45°C’dir. İki adet olimpik boyutlarda açık yüzme havuzu, bir adet kapalı tedavi havuzu, şok havuzu ve özel aile kabinleri¬nin bulunduğu tesiste 70 odada 150 yatak kapasitesi mevcut¬tur.

    Ekşi Su: Edremit’in 16 kilometre batısında, Ilıca iskele¬si ile Avcılar köyü arasındadır. Mide ve bağırsak hastalıkları¬na iyi gelen bir maden suyudur.

    Kristal Doğal Maden Suyu: Edremit-Altınoluk yolu¬nun 23’üncü kilometresinde, Avcılar köyü mevkiinde kayna¬yan bu doğal maden suyu, dünyanın oksijen bakımından en zengin ikinci bölgesi olarak bilinen Altınoluk yöresinde, Kaz-dağı’ndan çıkan ve mineralizasyonunun zenginliğiyle tanınan efsanevi bir sudur. 2000 yılından bu yana üretimi yapılan bu midevi su, Kristal Doğal Maden Suyu başlığı altında piyasaya verilmektedir.

    Güre Kaplıcası ve Çamur Banyosu: Edremit ilçesine bağlı Güre beldesi sınırları içindedir. Kaplıcanın denizden yüksekliği 3 metre, denizden uzaklığı ise 300 metredir. Ege bölgesinin kuzeyinde, Truva ile başlayıp Bergama’ya kadar uzanan turistik bölgenin merkezinde, Türkiye’nin en güzel sayfiye yerlerinden olan Akçay’a 3 kilometre mesafededir. Kazdağı’nın güney yamaçlarını kaplayan zeytinlikler arasında bir sağlık ve dinlence yeridir. İlçe merkezine 12 kilometrelik bir uzaklıktadır. Çanakkale yolu kaplıcanın hemen önünden geçer.

    Kükürtlü ılıca ve içmeler grubunda incelenen Güre Kap-hcası’nın suyu; sodyum sülfatlı ve hidrojen sülfürlüdür. Sod¬yum sülfatlı suların en tipik örneğidir. Aynı zamanda eşik de¬ğerlerin üstünde kükürtlü hidrojen bulunmaktadır. Suyun temperatürü ortalama 59°C (kaynak çıkışında 67.5°C, havuza aktığı yerde 53°C), pH değeri 8.48, radyoaktivitesi 0.3 eman-dır.

    Banyo tedavisi; romatizma, nevrit, polinevrit, nevralji, mialji, kadın hastalıkları ve elit hastalıklarında yararlıdır. Sı¬cak kükürtlü su, solunum yolu hastalıklarında, siyatik, kas ve kemik ağrılarının tedavisinde etkin rol oynar. Sedef hastalığı için de tavsiye edilen bir sudur. Çamur banyosu yoluyla şifa arayanlar, çamurun benzer tedavi edici özelliklerinden yarar¬lanırlar.

    Güre Kaplıcası’nın suyunun bileşimi, bu yörenin maden suları arasında ayrıcalıklı bir değere sahiptir. Acı kalevi sular grubuna giren bu maden suyunda fazla miktarda sıcaklık ve yüksek oranda kükürtlü hidrojen bulunur. Şu halde, banyo uygulamalarında daha değişik endikasyonlar da görülecek demektir. Kükürtlü sular, özellikle iltihaplı sendromlarda önem kazanır. İltihaplı hareket sistemi hastalıklarında ve bu gruba giren romatizmalarda, deri hastalıklarında, akciğerle¬rin cerahatli rahatsızlıklarında, üst solunum yollarının kronik akıntılı iltihaplarında, yine kadınların kronik salpenjit ve sal-penjo-overit gibi rahatsızlıklarında ve karbondioksit metabo¬lizmasının hafif düzensizlik gösterdiği hallerde, bu sulardan büyük ölçüde yararlanılır.

    Türkiye’nin bu çok tutulan kaplıcasında, son derece modern tesisler iki binada toplanmıştır, iki adet genel tedavi havuzu ve yirmi iki adet sıra banyosu varır. Her türlü sosyal olanağın bulunduğu tesiste konaklamak da mümkündür. Ya¬tak kapasitesi 200’e ulaşan otelin tüm odaları banyoludur.

    Afrodit Kaplıcası: Güre Kaplıcası’ndaki, Güre Beledi-yesi’ne ait termal tesis kompleksidir. Burasının 2000 yıl önce¬sinde de büyük bir termal merkez olarak kullanıldığı bilin¬mektedir. Hatta, daha da gerilere gidildiğinde, Yunan mitolo¬jisinin adından sık sık sözedilen tanrıçalarından Afrodit’in de burada yıkandığı ve güzelliğini bu sulara borçlu olduğunu belirten yazıtlara da rastlanmıştır. Kaplıcanın, tanrıça Afro¬dit’in adını alması boşuna değildir.

    Konaklama olanaklarının sınırsız olduğu bu yörede, kaplıca mahalline en yakın otel olan Şenkay Otel’in müşteri¬lerinin çoğunluğunu kaplıcaya gelenler oluşturmaktadır.

    Edremit ilçesinin Altınoluk beldesi ise, bol oksijenli ha¬vası ile ünlüdür. Yöre insanlarının ‘Oksijen cenneti’ diye ad¬landırdıkları Çam Mahallesi, büyük kentlerden kaçan, özel¬likle solunum rahatsızlığı çeken kişilerin tercih ettiği yerlerin başında gelir.

    Ilıca: Akçay’ın batısında, Ilıca iskelesi mevkiindedir. ‘Akçay Ilıcası’ diye de anılmaktadır. Suyu, Güre Kaplıca¬sından gelir. Siyatik hastalığına yararlı bir sudur. Konaklama için; bu yörede bulunan tek yıldızlı Yeni Altun Oteli’nden is¬tifade etmek mümkündür. Otel, 22 odada 38 yatak kapasite¬siyle hizmet vermektedir.

    Yöredeki kaplıca ve içmelerle konaklama imkânları için bilgi almak isteyenler; Edremit-Akçay, Ayvalık ve Burhaniye-Ören Turizm Danışma Bürolarıma müracaat ederek istedikle¬ri bilgiyi alabilirler.

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde de, her derde deva şifalı kaplıca ve içmelere rastlamak mümkündür. Bunlar;

    Acı Su: Sındırgı’nın 7 kilometre doğusundadır. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelen, karaciğer ve safra yolları ra¬hatsızlıklarını gideren bir içmedir.

    Emendere Kaplıcaları: Sındırgı ilçesine bağlı Emende-re ‘llıcaköy’ köyündedir. Bu nedenle ‘Ilıcaköy Kaplıcaları’ diye de bilinir. İlçe merkezine uzaklığı 6-7 kilometredir. Güneydo¬ğuya doğru uzanan kaplıca yolunun her iki tarafı sık ağaçlar¬la kaplıdır.

    Emendere Kaplıcalarında, birbirinden bağımsız olarak kaynayan iki kaynak vardır: Kemeraltı Kaynağı ile Dereba-şı Kaynağı. Madeni az ılıca ve içmeler grubuna dahil her iki kaynağın suyu; bikarbonattı, kalsiyumlu, sodyumlu, oligome-talik ve radonludur. Ülkemizdeki radyoaktivitesi en yüksek kaplıcalardan biridir. Derebaşı kaynağının temperatürü 32°C, pH değeri 7.04, radyoaktivitesi 23-24 emandır. Radyoaktivite, Kemeraltı kaynağında 8384 Pci/lt=82 eman’a çıkmaktadır.

    Banyo tedavisi; nevrastenikler, nekahat dönemindeki hastalar, zayıflar, yaşlılar için çok yararlıdır. Bu suların özel¬liği, ötekiler gibi kalevi bikarbonatlı değil, toprak kalevili bi¬karbonattı olmasındadır. Ancak, total mineralizasyon çok dü¬şük olduğundan, minerallerin pek etkisi görülmez. Buna kar¬şılık, içme suyu olarak sofrada kullanılabilir. Ayrıca yapılacak diürez kürleri etkili olacaktır. Radyoaktivitesinin çok yüksek olması, diürez kürü esnasında ürik asit gibi bazı birikmeye eğilimli organik unsurların kan seviyesinden daha kolaylıkla ve hızla temizlenebileceğini düşündürür. Şu halde, gutlu has¬talarda ve böbrek taşı olanlarda dikkate alınmalıdır. Radyoak¬tivitenin yüksekliği aynı zamanda hormonal etki yapacağın¬dan, Emendere kaynaklarını ‘Gençlik Suyu’ olarak değerlen¬dirmek de mümkündür. Bu sular insanı gençleştirir, güzelleş¬tirip hormon düzensizliklerini giderir. Deri hastalıklarına, özellikle de sedef hastalığına iyi gelir. İçimi halinde; sindirim sistemi üzerinde olumlu etki yaratır.

    Emendere Kaplıcalarında önemli sayılabilecek bir tesis yoktur. Bir genel havuz ile birkaç gömme beton banyo, tüm tedavi bölümünü oluşturur. Konaklamak isteyenler ise köy odalarında ve çardaklarda kalırlar. Böylesine değerli bir su¬yun modern tesislerle değerlendirilmemiş olması hayli üzü¬cü bir durumdur.

    Hisaralan Kaplıcası: Sındırgı’nın Hisaralan köyünde¬dir. İlçe merkezine 14 kilometre uzaklıkta, Çalgören Barajı yoluna 300 metre mesafededir. Kaplıca alanı, sık ormanlık bir arazidir.

    Bu alanın yakın çevresi incelendiğinde; burada iki bin yıllık olduğu tahmin edilen iki hamam duvarıyla, yeraltında kalmış bir şehrin kalın duvar kalıntıları göze çarpmaktadır. Antik şehrin kuzeybatısına düşen ve Ulaş Tepesi diye tanınan sivri tepede köylüler ve define arayıcıları tarafından kazılar yapıldığından, bu tepe insanlar tarafından sanki sonradan toprak taşınmak suretiyle meydana getirilen bir höyüğü an¬dırmaktadır. Kazı yerlerinde kalın duvarlar vardır. Söylentile¬re göre; buradaki eski hamamlar Cenevizliler döneminden kalmaymış. Ulaş Tepesi’nin dört kapısı bulunmakta ve en bü¬yük kapısı hazine dairesine açılmakta imiş. Kaplıcanın tepe¬sinde delikli mermer bir taş varmış ve bu taşa dikilen bayrak¬la birlikte şenlik ve ibadet zamanının geldiği bildiriliyormuş. Tepeden sütler akıtılır, kaplıcanın sıcaklığında pişirildikten sonra halka dağıtılırmış

    Madeni az ılıca ve içmeler grubunda incelenen Hisara¬lan Kaplıcası’nın ‘Hamam’ ve ‘Büyük Kaynak’ olmak üzere iki farklı kaynaktan çıkan suları; sodyum bikarbonattı sular gru¬buna dahildir. Hamam suyunun temperatürü 35°C ile 81°C arasında değişmektedir. pH değeri 8.51’dir. Büyük Kaynak’ta temperatür 99°C, pH değeri ise 7.06’dır. Bu durumda Türki¬ye’nin en sıcak kaplıcası olmaktadır.

    Kaplıca suyunun hem çok sıcak, hem de sodyum bikar¬bonattı olması nedeniyle, kendi sınıfının özelliklerini göster¬mesi doğaldır. Bütün bu tür sularda olduğu gibi, başta hare¬ket sisteminin ağrılı hastalıkları olmak üzere, kadın hastalık¬larında ve ağrılı bazı batın ‘karın hastalıklarında yatıştırıcı etkisi görülür. Romatizmalılar, nevralji ile nevrit hastalan, kadın hastalıklarından şikâyetçi olanlar bu sulardan büyük yarar sağlar.

    Kaplıcanın tedavi bölümü; bir adet genel havuz ile etra¬fındaki sıra banyolardan ibarettir. Burada her şey yaz sezo¬nuna endekslenmiş gibidir. Sosyal tesisler seyyardır. Konak¬lama tesisi olarak, birkaç baraka tarzı evle, sezon sırasında kurulan çadırlardan istifade edilir.

    Balıkesir’in Bigadiç ilçesinin yöresel şifalı kaynakların¬dan birisi, belki de en önemlisi Asarköy Ilıcalarıdır. İlçe merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Hisarköy’dedir. ‘Hisar Kaplıcası’, ‘Hisarköy Kaplıcası’ ya da ‘Asarköy Kükürtlü Kaynağı’ olarak da tanımlandığı olur.

    Ilıcaların bulunduğu bölgede üç kaynak vardır: Asıl Asarköy İlıcalarımı oluşturan ‘Çelikli Su’ ile ‘Kükürtlü Kaynak’ ve bu kaynaklardan 500 metre uzaktaki bir araziden kayna¬yan Acı Su.

    Acı Su kaynağı taş bir yalaktan akmakta ve aktığı yerde kükürtlü çakıltaşı bırakmaktadır. Çevrede güçlü bir hidrojen sülfür kokusu duyulur. Asarköy’de, Balıkesir depreminden sonra üç yeni kaynak daha meydana çıkmış, buna karşılık Kü¬kürtlü kaynağın debisi gün geçtikçe azalmıştır.

    a) Çelikli Su: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondioksitti ve arseniklidir (0.42 mg/It). Temperatürü 75°C, pH değeri 6.62, radyoaktivitesi 3.5 emandır.

    b) Kükürtlü Kaynak: Sodyum bikarbonatlı, sülfürlü, magnczyumlu ve arseniklidir (0.53 mg/lt). Temperatürü 59°C, pH değeri 6.9, radyoaktivitesi 2.85 emandır.

    c) Acı Su: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondioksitli ve sülfürlüdür. Temperatürü 31°C, pH değeri 6.59’dur.

    d) Yeni kaynaklar: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, kar¬bondioksitli ve arseniklidir (0.40 mg/lt). Bu sularda bir mik¬tar da iyoda rastlanmıştır (0.80 mg/lt).

    Çelikli Su ile Kükürtlü Kaynak’ta yapılacak banyo tcda visi; romatizma, nevralji, kadın hastalıkları, nevrit ve deri hastalıklarında çok yararlıdır. Bunlardan ayrı bir kaynak ola¬rak değerlendirme durumunda olduğumuz Acı Su’da ise du¬rum farklıdır. Su ılık olduğundan banyoya pek elverişli değil¬dir. Ancak, serpintileme, koklama ve gargara yoluyla solu¬num yolları hastalıklarında ve deri hastalıklarında çok şifalı olur.

    Asarköy kaynakları; 2 gram total mineralizasyon içeren sıcak maden suları kapsamında olduğundan, bileşimleri bu yöredeki diğer sularla hemen hemen benzer özelliktedir. Su¬larda, sodyum bikarbonat ve ek olarak sülfat hakimiyeti var¬dır. Şu halde, kalevi bikarbonatlı suların etkilerini gösterme¬si beklenmelidir. Kaynaklar ayrıca fazla miktarda arsenik içe¬rirler ki, arseniğin troid bezini uyardığı ve bünyeyi güçlendi¬rici bir etki gösterdiği bilinmektedir. Kaplıca uygulamaları, genelde diğer sıcak sularda sözü edilen endikasyonları kap¬samaktadır.

    Ilıcada, bir tedavi havuzu ile sıra banyolar bulunmakta¬dır. Sosyal tesisler yeterli olmasa bile ihtiyacı karşılayacak düzeydedir. Konaklama sorunu ise, pansiyon olarak yapılmış, toplam yatak sayısı 50’yi geçmeyen odalarda halledilmeye ça¬lışılmakta, yaz aylarında da kamp çadırları kurulmaktadır.
    Şifalı su kaynakları bakımından zengin olduğu bilinen illerin arasında akla nasıl Balıkesir geliyorsa, Balıkesir denin¬ce de akla hemen Gönen gelmektedir. Bu ilçedeki şifalı kay¬nakların ünü sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da duyul¬muş ve Gönen çok sayıda yabancı turist çeken kaplıca kentle¬ri arasına katılmıştır. Şimdi sırayla bu ünlü ilçedeki kaplıca ve

    içmeleri tanıyalım;

    Ekşidere Gençlik İçmesi: Gönen’in güneybatısında, il¬çe merkezine 13 kilometre uzaklıkta, Ekşidere köyündedir.

    Dağ Ilıcası’nın yakınlarındaki bir ormanda, taş bir yalaktan kaynamaktadır. Temperatürü 18°C, radyoaktivitesi 5314 Pci/lt= 53.14 eman, pH değeri 3.2’dir. ‘Ekşidere Gençlik Suyu’ da denilmektedir.

    Ekşidere Gençlik Suyu; bu yöredeki sular içinde en faz¬la radyoaktif olanıdır. Bu nedenle radyoaktif sular grubunda değerlendirilmesi gerekir. Zaten, ‘Gençlik Suyu’ denilmesine de bu özelliği sebep olmuştur. Bilindiği gibi, radyoaktif ema-nasyonlar iç salgı bezleri üzerinde uzun süreli tesir etmekte ve bunların çalışmalarını hızlandırmaktadır. Hayvanlar üze¬rinde yapılan deneyler ve salgı bezleri kesitlerinde yapılan mikroskopik incelemeler, bu etkinin organizmada güçlendiri¬ci bir rol oynadığını göstermiştir.

    Gençlik İçmesi; bazı basit sosyal tesislerle desteklenmiş içme çeşmelerinden ibarettir. Total mineralizasyonu çok za¬yıf olduğundan içimi de kolay olmaktadır.

    Ekşidere Dağ Ilıcası: Ekşidere köyü sınırları içinde, Gençlik Suyu’na 100 metre uzaklıktadır. İlıca suları üç ayrı kaynaktan çıkmakta ve genel olarak oligometalik sular kapsa¬mında değerlendirilmektedir.

    a) Akkaya kaynağı: Soğuk, oligometalik bir maden suyu¬dur. Bol miktarda karbondioksit içerir.

    b) Derebaşı kaynağı: Ilık, radyoaktif ve oligometalik bir sudur.

    c) Ilıca kaynağı: Sıcak ve oligometaliktir.

    Her üç kaynak suyunda, özellikle magnezyum iyonu¬nun bulunması, safra kesesi, karaciğer ve bağırsak motilitesi üzerinde etkiyi arttırıcı bir rol oynar. Banyo tedavisinden; nevraljili hastalar, romatizmalılar ve kadın hastalıklarından şikâyetçi olanlar büyük yarar sağlar.
    Ekşidere Gençlik Içmesi’yle ortak olarak kullanılan alan¬da, konaklama tesisi olarak birkaç tek odalı barakayla, kamp çadırlarının kurulduğu geniş bir meydan bulunmaktadır.

    Ekşidere Maden Suyu: Aynı yöreden kaynayan, sod¬yum klorürlü, sülfath, soğuk ve oligometalik bir maden suyu¬dur. İçimi; sindirim sistemi faaliyetlerini düzenleyici, mide ve bağırsak fonksiyonlarını rahatlatıcı bir etki yapar.

    Ihcaoba Ilıcası: Gönen’in 10 kilometre güneybatısın¬da, Ilıcaoba köyündedir. Cilt hastalıklarına yararlı bir sudur.

    Gönen Dağ Ilıcası ve İçmesi: Gönen’deki en meşhur kaplıcalarından biri de, ilçe merkezine 13 kilometre uzaklık¬ta, Deliçal Dağı eteklerindeki Gönen Dağ Ilıcası’dır. Suyu hem banyo, hem de içme olarak kullanılmaktadır.

    Roma çağından beri şifa dağıtan bu kaynak suyunun sı¬caklığı 68°C olup, bileşiminde sodyum ve kalsiyum sülfat, bi¬karbonat, fosfor, radon ve karbondioksit bulunmaktadır. Ro¬matizmaya, mide ve bağırsak hastalıklarına, özellikle hormo-nal kısırlıklara iyi gelmektedir.

    Gönen Kaplıcaları: Gönen Kaplıcaları, Marmara bölge¬sinin en güzel ilçelerinden biri olan Gönen’de, aynı adı taşı¬yan çayın kenarında bulunmaktadır. Bandırma’nın güneybatı¬sında, denize 44 kilometre uzaklıktadır. Yıl boyunca 24 saat sürekli çalışan araçlarla bu ünlü kaplıcaya ulaşmak çok kolay¬dır. Ulaşım için, aktarmalı olarak tren, deniz ve hatta havayo¬lunu kullanmak da mümkündür.

    Deniz seviyesinden 36 metre yükseklikte bulunan kap¬lıca alanı, ilçenin 500 metre kuzeyindedir. Şehir, gelişmesini ve bugünkü duruma gelmesini büyük ölçüde kaplıcalara borçludur. Gönen’in tarihi kaplıcalarla başlamıştır dernek yanlış olmaz. Bu şifalı kaplıcalar; Mısırlılar, Romalılar, Bizans¬lılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından işletilmiş, bu sü-rekliliğiyle yüzyıllardan beri haklı bir üne kavuşmuştur. Kap¬lıca alanında yapılan arkeolojik kazılarda, termalizm ile ilgili tarihi eserlerin gün ışığına çıkarılması sağlanmıştır. Çevrede tapınak yıkıntılarına rastlanması, kaplıca tarihinin mitolojik devirlere kadar uzandığına, mitolojinin birçok tanrı ve tanrı¬çasının burada yıkandıklarına dair söylentilere kanıt olarak gösterilebilir. Elde edilen tarihi eserler kaplıca müzesinde sergilenmektedir. Türkiye’deki en geniş ve sağlam mozaik kolleksiyonu, bu müzenin değerli parçaları arasında yer al¬maktadır.

    Gönen Kaplıcalan’nda sular üç önemli kaynaktan çık¬maktadır. Bunlardan ilki ‘Eski Kaynak’tır ki, hâlen kullanılma¬maktadır. İkinci kaynak, ‘Büyük Kaynak’ da denilen ‘Mermerli Kuyu’dur. Üçüncüsü de, son olarak açılan ‘Çemberli Kay¬nak’tır. Bu kaynakların kaptajı bizzat doğa tarafından 275 metre derinlikte, tamamen doğal koşullarda tamamlanmış ve şifalı su, sızması muhtemel diğer yer üstü sularından ayrıl¬mıştır. Suların bir kısmı, kaynaklardan motopomplarla çeki¬lip tahta iskelelerden aşağı doğru akıtılarak soğutulmakta, sonra, banyolara direkt olarak verilen suya karıştırılarak su¬yun ısı derecesi düşürülmektedir. Şifalı sular, dünyada çok az rastlanır bir biçimde saf, temiz ve özelliklerini yitirmeden sunulmakta, halk arasında ‘Bano’ tabir edilen tarihi kubbeli hamamda bu suretle yıllardır şifa dağıtmaya devam etmekte¬dir.

    Madeni az ılıca ve içmeler grubunda incelenen kaplıca suyu; sodyum, sülfat, klorür, bikarbonat ve az miktarda da florür ve demir içermektedir. Kaynakların temperatürü 52 -72°C, radyoaktiviteleri 0,8-2 eman, pH değerleri ise 7.2-7.36 arasında değişmektedir. Hipertermal ve hipotonik olan bu su¬lar, karışık acı maden suları grubuna girer. 2 gramın üzerin¬de total mineralizasyon içermesi (0.590 mg/It. amonyum, 528.770 mg/lt. sodyum, 29.325 mg/lt. potasyum ve 278.637 mg/lt klor) özellikle içme tarzında kullanıldığı zaman, kara¬ciğer ve safra yollarıyla böbreklerin fonksiyonel işleyiş meka¬nizmalarında kayda değer bir etki meydana getirecektir. Ban¬yo tarzında kullanıldığında ise; bu civarda bulunan diğer su¬larda da görülen genel endikasyonları gösterecektir. Romatiz-mal sendromlar, kırık-çıkık sekelleri, ameliyat sonrası dö¬nemlerde ortaya çıkan eklem sertlikleri de dahil olmak üze¬re, Iokomotör sistemin ağrı ve hareket güçlükleri, kireçlen¬meler, çeşitli felçler, kas ağrıları, ağrılı ve iltihaplı kadın has¬talıkları, kalın bağırsağın ağrılı, spastik iltihapları vs. ilk an¬da fayda görebilecek rahatsızlıklardır. Ayrıca bu sularda, kan¬da biriken yağ cisimciklerinin temizlendiği, normal sınırlara döndüğü, kanın heparin yapılmışcasına sulanıp iri parçalı yağ cisimciklerinden temizlenerek hareket kabiliyetinin arttı¬ğı görülür. Şu halde uygulanacak kürler, damar sertliğinin kan bulgularının düzeltilmesinde, buna bağlı nörolojik ve vasküler komplikasyon sekellerinin tedavisinde, bir de koru¬yucu hekimlik açısından, bu hususlarda orta yaşlılarda geliş¬me eğilimi gösteren komplikasyonların önlenmesinde değer¬lendirilmelidir. Nevralji, nevrit, zihni yorgunluk, çocuklarda-ki gelişme bozuklukları, müzmin nezle, bronşit gibi hastalık¬ların tedavisi için de tavsiye edilmektedir.

    Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur gibi müesseselerce sevk edilen hastaların kabul edildiği Gönen Kaplıcalan’nda; batı standartlarında bir hizmet verilmektedir. Sağlık merkezinde uzman doktor ve uzman yardımcı personelin çalıştığı kaplı¬cada; kadın ve erkeklere mahsus iki adet kubbeli tarihi ha¬mam, çamur banyoları, yüz on dokuz adet özel banyo, Fizik Tedavi Enstitüsü ile Hidroterapi Merkezi, buhar odası ve fizi-komekanik yardımcı tedavi araçları bulunmaktadır.

    Fizik Tedavi ve Hidroterapi Merkezi’nde; uzman hekim muayenesi, kısa dalga diatermi, ultrason, sualtı masajı, çeşit¬li duşlar, röntgen çekimi, lokal ve total masaj, eklem içi ve lo¬kal derialtı enjeksiyonları, parafin banyoları vs. gibi tedavi çeşitleri uygulanmaktadır.

    Kaplıca alanında her türlü ihtiyaca yanıt verecek tarzda konuşlandırılmış sosyal tesisler, restoranlar, yüzme havuzla¬rı ve kaplıca işletmesine bağlı olarak çalışan konaklama tesis¬leri bulunmaktadır. Bu tesislerin en önemlisi de, başlıbaşına bir termal merkez sayılması gereken Büyük Yıldız Oteli’dir.

    Dört yıldızlı otel, 207 odada 414 yatak kapasitesiyle hizmet vermektedir. Otelde; tarihi dönemlerden kalma ha¬mamlar, açık yüzme havuzu, 450 kişilik restoran, 250 kişilik açık büfe ve kahvaltı salonu, 200 kişilik toplantı salonu, sos¬yal ve sportif olanakların yanı sıra, birçok sağlık ünitesi de bulunmaktadır. Türk hamamı, arslanlı havuz, çeşitli tedavi havuzlan, sauna ve buhar banyoları, masaj odaları vs. bunla¬rın başhcalarıdır.

    Diğer konaklama tesisleri; 118 yatak kapasiteli Park Otel ile 97 yatak kapasiteli Yeşil Otel ve 29 yatak kapasiteli Berlin Pansiyon’dur. Çok sayıda turist çeken Gönen’de, kap¬lıca yönünde uzanan ‘Kaplıca Caddesi’, tamamen otel, motel ve pansiyonlarla doludur, ilçe içindeki konaklama tesislerin¬deki yatak kapasitesi 5000’i bulmaktadır.

    Ekşi Su ‘Gençlik Çeşmesi': Her tarafından şifalı sula¬rın fışkırdığı Gönen ilçesinde, Gönen Kaplıcalan’na 200 met¬re uzaklıktaki bir kayanın altından kaynamaktadır. Siroz has¬talığı bulunanların yararlandığı bu sudan kanser hastaları da tedavi görmektedir. Radyoaktivitesi yüksek olan bu suyun hormon faaliyetlerini güçlendirdiği ve vücut dinamizmini arttırdığı laboratuvar çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Bu su; böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, karaciğer rahatsızlıkla¬rına, bağırsak tembelliğine ve her çeşit parazitlere karşı iyi gelmektedir.

    Şifalı su kaynakları bakımından sayısız zenginliklere sahip Balıkesir ilimizde; nevralji ve solunum yolları hastalık¬larına iyi gelen Kokarlar Kaplıcası ile Safsu Kaplıcası gibi kaplıcalar ve mide-bağırsak rahatsızlıklarını gideren Maden Suyu İçmesi gibi adı pek duyulmamış sayısız içmeler bulun¬maktadır. Ancak, Merkez ilçeye bağlı Pamukçu beldesindeki iki kaplıca, yine ilin olduğu kadar Türkiye’nin de sayılı termal merkezleri arasında hızla yol almaktadır.

    Bengü Kaplıcası: 11 merkezine 18 kilometrelik bir yol¬la bağlı olan kaplıca, Pamukçu beldesindedir. Bu nedenle ‘Pa¬mukçu Kaplıcası’ diye de anılmaktadır. Balıkesir-lzmir yolu üzerinde, bağlık ve bahçelik bir alanın ortasında yer almakta¬dır.

    Kaplıcada iki kaynak bulunmaktadır:

    a) [‘inci kaynak; soğuk kaynak olarak tanınır. Sodyum bikarbonatlı, klorürlü, sülfatlı, arsenikli ve oligometalik bir sudur. Temperatürü SVC, pH değeri 7.2’dir. Litrede 0.32 mg/lt arsenik içermektedir.

    b) H’inci kaynak; sıcak kaynak olarak tanınır. Sodyum sülfatlı, klorürlü ve arseniklidir. Temperatürü 55°C, pH değe¬ri 7.44, radyoaktivitesi 7.5 emandır. Litrede 0.22 mg/lt arse¬nik içermektedir.

    Banyo tedavisi; romatizma ve damar sertliği hastalığı¬na, içme tedavisi; mide ve şeker hastalığına tavsiye edilmek¬tedir. Bu sular, karışık maden suları grubuna girer. Yani, karı¬şık anyonlara sahiptir. Daha ziyade kalevi özelliğinde, arse¬nik içeren sıcak sulardır. Bütün bu unsurlara rağmen, total mineralizasyonun 1.5 gramı geçmediği görülmektedir. Şu halde, kolaylıkla içme kürleri halinde değerlendirilebilir. Bu tarz kullanıldığında; karaciğer, safra yolları ve pankreas üze¬rinde bir etki beklenebilir. Banyo uygulamalarında; ağrı din-dirici özelliği öne çıkar. Ayrıca kan seviyesinde birikme gös¬teren metabolizma artıklarının temizlenmesinde ve kanın çeşitli unsurları arasında bozulan dengenin yeniden kurul¬masında etkili olabilir. Romatizmal hastalıkların her türünde, dejeneratif, iltihabi ve yumuşak doku romatizmalarında, or¬topedik ameliyat sekellerinde, hemipleji, parapleji gibi loko-motör sistem hastalıklarında, sekel bırakan hastalıkların nekahat dönemlerinde kaplıca tedavisi etkili olacaktır. Ayrıca, üst solunum yolu hastalıklarında, metabolizma bozukluklarında, mide-bağırsak sisteminin fonksiyonel ve salgı bozukluklarında, karaciğer, safra kesesi yetersizliği ve safra taşlarında, ameliyat sekellerinin giderilmesinde banyo tedavisi yararlı olacaktır. Banyo uygulamaları sırasında; eg¬zersiz, hareket havuzları, su içi ve su dışı duşlarla takviyeli banyo uygulamaları, lokal ve elektrikli banyolar vs. gibi her türlü modern tedavi yöntemleri denenmektedir.

    Eski tarihi hamama bitişik olarak inşa edilmiş kaplıca, Pamukçu Belediyesi tarafından işletilmektedir. Her türlü sos¬yal ihtiyaçları karşılayacak tarzda düzenlemenin yapıldığı bu tesiste konaklama da mümkün olup, 100 yatak kapasiteli bir otel müşterilerin hizmetine sunulmuştur. Ayrıca, sezon sıra¬sında çadır kurmak için de kaplıca çevresinde alan düzenle¬mesi yapılmıştır.

    Balpaş Turistik Termal Tesisleri: Pamukçu beldesin¬deki diğer kaplıcadır. Belediye’ye ait olan Bengü Kaplıcası’na 2 kilometre uzaklıkta, Balıkesir-lzmir karayolunun kenarm-dadır. Belediye tarafından açılan iki yeni sondaj kuyusunda 67°C sıcaklıkta termal suyun bulunmasıyla birlikte, bu sula¬rın değerlendirilmesi cihetine gidilmiş ve üzerine son derece modern bir kaplıca tesisi inşa edilmiştir.

    Balpaş Turistik Tesisleri’ndeki termal su; açık ve kapalı tedavi havuzlarında, özel banyolarda, banyo ve içme kürleri şeklinde değerlendirilmektedir. Tesiste; Fizik Tedavi Ünitesi, sualtı masajı, buhar banyosu, basınçlı duş, egzersiz salonla¬rı ve çamur banyosu uygulamalarının yapıldığı birimler mev¬cuttur. Ayrıca, yüzme havuzları, Türk hamamı ve kondisyon odaları da bulunmaktadır.

    Kaplıcanın şifalı suyu; hipertermal, sodyum sülfatlı ve klorürlü bir su olup, romatizmalhastalıklar, ortopedik ameli¬yat sonrası sekellerin giderilmesi, üst solunum yolları hasta¬lıkları, metabolik hastalıklar, mide ve bağırsak sistemiyle il¬gili fonksiyonel ve salgı bozuklukları, karaciğer ve safra ke¬sesi yetersizlikleri ile safra taşlarının tedavisinde olumlu so¬nuçlar vermektedir.
    Google Reklam
    Reklam
    Reklam
    Reklam
    Günlük Döviz Piyasası
    Taşımacılık ve Nakliye
  • Kurumsal Web Sitemiz
  • AmbarTÜRK Taşımacılık
  • AmbarTÜRK Nakliyat Ambarı
  • AmbarNakliyatTaşımacılık.com
  • Bandırma Ambarı
  • Balıkesir Ambarı
  • Balıkesir Nakliyat
  • Bursa Ambarı
  • Bursa Nakliye
  • İstanbul - İzmir Nakliyat
  • İstanbul Ambarı
  • İstanbul Nakliyat Ambarı
  • İstanbul Nakliyat
  • İzmir Ambarı
  • İzmir Nakliyat
  • Karacabey Ambarı
  • Mustafakemalpaşa Ambarı
  • Nakliye Komisyonculuğu
  • Bandırma Lojistik
  • Bandırma Taşımacılık
    Bandırma AmbarTÜRK Yurtiçi Taşımacılık ve Nakliyat Ambarı
  • Bandırma Nakliyat
  • Bandırma Ambarı
  • Ankara Eskişehir Ambarı
  • Günlük ve Haftalık Hava Durumu
    Bandırma Günlük ve Haftalık Hava Durumu
    Hava Durumu
    Bandırma Tır Parkı, Kamyon Garajı ve Nakliyeciler Sitesi
    Bandırma Tır Parkı, Kamyon Garajı ve Nakliyeciler Sitesi, AmbarTÜRK Yurtiçi Taşımacılık ve Nakliye Komisyonculuğu. Telefon Numaralarımız
    Bandırma Tır Parkı AmbarTÜRK Nakliye Komisyonculuğu
    Baharat ve Otların Faydaları
    Baharatların, Bitkilerin ve Şifalı Otların Faydaları
    Baharat ve Otların Faydaları
    Bandırma Haberleri
    Bandırma Son Dakika ve Güncel Haberleri
    Bandırma Haberleri
    Ege Ulaşım Taşımacılık
    Ege Ulaşım Taşımacılık ve Nakliyat Ambarı; İzmir, İstanbul, Gebze, Antalya, Ankara, Aydın, Denizli, Uşak, Konya, Manisa ve Ege Bölgesinden; Bandırma, Erdek, Gönen ve Manyas'a parsiyel yük ve nakliyat ambarı taşımacılığı.
    Ege Ulaşım Bandırma
    Günlük Basın - Manşetler

    SPA - Suyla Gelen Sağlık



    Peloid Terapi

    PELOID TERAPİ

    PELOID TERAPİ’nin kökeni yazılı tarihin başlangıcı olan İlkçağ’a kadar uzanıyor. Yunanca Pelos (çamur) ve Therapy (tedavi) sözcüklerinden oluşan PELOID TERAPİ, günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmış doğal cilt bakımı anlamına geliyor. Kaynaklar eski Mısırlıların Nil çamurundan güzellik, bakım ve tedavi amaçlı yararlandıklarını belirtiyor. Kleopatra’nın düzenli olarak Nil çamuruyla cilt bakımı yaptırdığı ve sahip olduğu güzelliğin ününün Roma topraklarına kadar ulaştığı günümüze gelen bilgiler arasında yer alıyor.

    Efsaneye göre Sezar ve Marcus Antonius’un Kleopatra’ya duydukları ilgi başlangıçta kulaktan dolma bilgilere dayanıyormuş. Bu bilgilerin başında Kleopatra’nın cildinin mükemmelliği geliyormuş. Roma döneminde kadın güzelliği denilince akla ilk önce cilt güzelliğinin gelmesi kaynaklara geçmiş bilgiler arasında yer alıyor. Nitekim Roma döneminde bedenin ve cildin tüm ayrıntılarının eşsiz heykellere yansıtılması da bu anlayıştan kaynaklanıyor. Öte yandan, bir rivayete göre Kleopatra’nın Mısır’ın bir bölgesinden başka bir bölgesine giderken kendisine 46 deveden oluşan bir kervanın eşlik etmesi ve bu develerin 8’inde Kleopatra’nın güzellik ve bakım malzemelerinin olduğu Mısır arkeolojisinin farklı tarihsel kaynaklarınca doğrulanıyor. Hatta Sezar, Kleopatra ile ilk karşılaştığında Kutsal İmparatoriçe! Sizinle tanışmadan önce Mısır’ı Amon-Ra’nın aydınlattığını sanırdım, oysa bu aydınlık tüm Mısır’a sizin teninizden yansıyormuş şeklinde iltifat etmiş.

    Mısır’dan Tuzla İçmeler’e
    Tuzla İçmeler Mevkiinde bulunan zengin mineralli maden suyunun içeriğinde yoğun olarak yer alan magnezyum, kalsiyum, sodyum ve potasyum tuzlarını cilde aktaran PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, cilt bakımı ve tedavisinde mucizeler yaratıyor. PELOID, cilde zengin mineralli maden suyu geçişini sağlamakta cildi hızla yeniliyor ve genç bir görünüme kavuşturuyor. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından PELOID ruhsatı ile onaylanan PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, yüzde 100 doğal bir ürün. Tüm cilt tiplerine kolaylıkla uygulanabilen PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ; cilde canlılık, parlaklık, sıkılaştırma ve mineral geçişi sağlamanın yanı sıra cildin PH’ını dengeliyor, nem dengesini koruyor, siyah noktaları ve sonradan oluşan cilt lekelerini azaltıyor.

    Peloid Nedir?

    PELOID, doğal jeolojik ve biyolojik olaylar sonucunda oluşan yer altı ve deniz kaynaklı organik ve/veya inorganik maddeleri içeriğinde barındırıyor. PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ ise, tüm Avrupa ve Ortadoğu’nun en zengin mineral suyu olan Tuzla İçmeler’de üretilen ilk ambalajlı ürün. Öte yandan, litresinde 4.000 mg.’dan daha fazla mineral tuz içeren Tuzla İçmeler kaynağı, 1300’lü yıllardan bu yana birçok hastalığın şifa merkezi olarak biliniyor. Bu zengin mineral kaynağı, PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ ile günümüzde cilt bakımı ve güzelliğinde muhteşem sonuçlar veriyor.

    Kolay Uygulama, Hızlı Sonuç
    Yüzde 100 doğal bir ürün olan PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, içerdiği yüksek mineral düzeyi sayesinde, cildin tüm bakım ihtiyaçlarını tek bir ürünle karşılayabiliyor. PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, ciltte yarattığı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış balneoterapi nin iddialı ve evde kolaylıkla uygulanabilen bir yöntemi olarak yaygınlık kazanıyor.

    PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ’nin yağlı ciltlere 20-25 dakika, normal ciltlere 15-20 dakika, kuru ciltlere ise 10-12 dakika uygulanması tavsiye ediliyor. PELOID PELOMIN’in temiz cilt üzerine kalın bir katman olarak uygulanması ise, cildin alacağı mineral faydayı maksimum noktaya ulaştırıyor. Yapılan uygulamanın ardından PELOID PELOMIN in su ile temizlenmesi gerekiyor. Haftada 2 ila 3 kez uygulanması önerilen PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ’nin hekim tavsiyesi ile her gün uygulanması da mümkün olabiliyor.

    PELOID’in Farkı Doğallığı
    PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ’yi kozmetik mağazalarında çok sayıda görülen güzellik maskesi ya da kil maskeleri ile karıştırmamak gerekiyor. Yalnızca temizlik amacıyla kullanılan bu ürünlerin içinde doğal olmayan maddeler bulunduğu gibi, tedavi edici özellik de taşımıyorlar.

    Uzman Dermatologların Tavsiyesi
    Vücudun ihtiyacı olan mineralleri cilt bakımı ve güzelliğinde kullanan, öte yandan doğal olmayan hiçbir madde içermeyen PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, genç ve natürel bir cilt görünümü isteyenlere muhteşem çözümler sunmanın yanı sıra, cilt tedavisinde de reçetelere yazılan önemli bir ürün olarak yaygınlık kazanıyor.

    Tarihten gelen zenginlik
    İbni Sina 10’uncu yüzyılda kaleme aldığı eserinde çamurla tedaviden söz ediyor. Tatarların 13. yüzyılda, İtalyanların ise 15. yüzyılda volkanik çamurdan yararlandıkları da biliniyor. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Anadolu topraklarında çamurla cilt güzelliği ve tedavisinin köklü bir geçmişe sahip olduğunun altını çiziyor. Öte yandan 17. yüzyılda Almanlar, 18. yüzyılda Fransızlar çamurla bakım ve tedaviden yaygın olarak istifade ediyorlar. 19. yüzyıldan sonra ise Peloid Terapi, balneoloji nin temel faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye bugün de çamurla cilt bakımı ve tedavinin dünyanın önde gelen merkezleri arasında yer alıyor. Afyon, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, İzmir, Kütahya ve Türkiye’nin birçok bölgesine hem ülkemizden hem de dünya ülkelerinden her yıl yüz binlerce insan akın ediyor. Peloid Terapi, güzellik ve bakımda olduğu kadar çeşitli cilt rahatsızlıklarının yardımcı tedavi metodu olarak doktor reçetelerinde de yer alıyor.

    Tuzla İçmeler’in Peloid’inin içeriğinde zengin olarak magnezyum, sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi şifa kaynağı mineraller yer alıyor. Magnezyum, hücre içinde potasyumdan sonra en yoğun bulunan katyon olarak tanınıyor. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğinde gerçekleşen birçok biyolojik olayda etkili olan magnezyum, kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlıyor. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğünün olduğu biliniyor. Damar sertliğine yol açan yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Sodyum, vücut ısılarında en fazla bulunan element olarak tanınıyor ve sıvı dağılımı ile sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlıyor. Ayrıca sodyum asit-baz dengesini düzenliyor, sinir uyarılarının taşınmasına yardım ediyor. Bedende en fazla bulunan element olan kalsiyum ise kemik yapısının yanı sıra, kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değiştirmeye, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotrasmitterlerin salgılanmasına yardımcı oluyor. Öte yandan kalsiyum, yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önlüyor. Aynı şekilde potasyum da yaşamsal minerallerin başında geliyor. Vücutta potasyumun yüzde 98’i hücre duvarlarının içinde bulunuyor. Potasyum, sodyumla birlikte vücuttaki su dengesinin sağlanmasına yardımcı oluyor, gıdaların hücre içinde geçişini sağlıyor. Potasyumun görevlerinden biri de sinir sistemindeki mesajların iletilmesi olarak öne çıkıyor. Kalp ve kasların sağlıklı yapısının korunması kalsiyum sayesinde oluyor. Ayrıca fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz ve stres potasyumla beraber vücuttan atılıyor. Tüm bu mineralleri içeren Peloid Pelomin Mineral Terapi ise cilde uygulandığında göz kamaştırıcı sonuçların elde edilmesini sağlıyor.

    PELOID PELOMIN MİNERAL TERAPİ, ciltte yarattığı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış balneoterapi nin evlerde kolaylıkla uygulanabilen bir yöntemidir. Balneoterapi; termomineral sular, peloidler ve gazlar gibi doğal tedavi unsurlarının banyo, içme ve soluma (inhalasyon) yöntemleriyle kür tarzında tedavi amaçlı kullanılması anlamına gelmektedir.
    Google Arama Motoru

    Özel Arama